İstanbul, tarih boyunca dünyanın en önemli şehirlerinden biri oldu. Roma, Bizans ve Osmanlı’ya başkentlik yapmış bu şehir, günümüzde Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve sosyal merkezi konumunda. Ancak bu büyüklüğün ve dinamizmin beraberinde getirdiği en büyük sorunlardan biri, hiç şüphesiz trafik yoğunluğu. Her gün milyonlarca insan işe, okula, alışverişe veya sosyal etkinliklere yetişmeye çalışırken İstanbul’un yollarında ciddi bir tıkanıklık yaşanıyor. Araç sayısının artışı, nüfus yoğunluğu, yetersiz altyapı ve sürücü alışkanlıkları bu sorunu daha da derinleştiriyor. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), üniversiteler, özel sektör ve teknoloji şirketleri son yıllarda trafik yoğunluğunu azaltmaya yönelik çok sayıda proje geliştirdi. Bu yazıda, bu projeleri kapsamlı şekilde ele alacağız.
Start-Stop sistemi, günümüz otomotiv teknolojisinin çevre dostu ve ekonomik çözümlerinden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle şehir içi trafikte sıkça karşılaşılan dur-kalk senaryolarında motorun gereksiz yere çalışmasını engelleyerek hem yakıt tüketimini azaltmayı hem de zararlı emisyonları minimuma indirmeyi hedefliyor. Bu sistem, sürücünün frene basarak aracı durdurmasıyla motoru otomatik olarak kapatıyor, sürücü hareket etmeye hazır olduğunda ise motoru yeniden devreye sokuyor. Basit gibi görünen bu mekanizma, aslında oldukça karmaşık bir mühendislik ürünü ve hem avantajları hem de dezavantajlarıyla dikkat çekiyor.
Aracınızın güvenliği ve sürüş konforu, süspansiyon sisteminin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Bu sistemin en kritik parçalarından biri ise amortisörlerdir. Amortisörler, yolun engebelerini ve titreşimlerini sönümleyerek aracın yola tutunmasını sağlar. Ancak zamanla yıpranan amortisörler görevini tam yapamaz hale gelir ve bu durum hem sürüş keyfini hem de güvenliği doğrudan etkiler. Peki, amortisör arızasını nasıl fark edebilirsiniz?
Yaz ayları, otomobil sahipleri için hem keyifli yolculukların hem de dikkat edilmesi gereken bakım süreçlerinin yoğunlaştığı bir dönemdir. Sıcak hava koşulları, uzun yolculuklar ve tatil planları aracınızın performansını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle yaz aylarında otomobil bakımına özen göstermek, hem güvenliğiniz hem de aracınızın ömrü açısından kritik öneme sahiptir. Bu rehberde, yaz aylarında otomobil bakımının tüm yönlerini derinlemesine ele alacağız.
Aracınızı satmak, çoğu zaman düşündüğünüzden daha fazla hazırlık ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Doğru adımları atarsanız hem aracınızın gerçek değerini koruyabilir hem de satış sürecini hızlandırabilirsiniz. Ancak küçük ihmaller, aracınızın değerinin düşmesine veya satışın uzamasına neden olabilir. İşte aracınızı satarken mutlaka dikkat etmeniz gereken 5 önemli noktanın detaylı açıklamaları:
Araç güvenliği, sürücüler için yalnızca trafik kurallarına uymakla sınırlı değildir. Güvenli bir sürüş deneyimi, aracın teknik donanımından sürücünün bilinç düzeyine kadar birçok faktörün birleşimiyle sağlanır. Bu faktörlerden biri de çoğu zaman göz ardı edilen, fakat kritik öneme sahip olan yangın söndürücüdür. Küçük bir ekipman gibi görünse de, aracınızda bulunduracağınız yangın söndürücü hem sizin hem de çevrenizdekilerin hayatını kurtarabilecek bir güvenlik aracıdır.
Türkiye’de otomotiv sektörü, hem ekonomik hem de sosyal yaşamın merkezinde yer alıyor. 2025 itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısı 33 milyonun üzerine çıktı. Bu rakam, ülkenin ulaşım alışkanlıklarını, şehirleşme hızını ve tüketici tercihlerindeki değişimi gözler önüne seriyor. Aşağıda bu tabloyu daha ayrıntılı şekilde inceleyelim.
Elektrikli araçların yükselişi, otomotiv dünyasında devrim niteliğinde bir dönüşüm başlattı. Ancak bu dönüşümün en kritik noktalarından biri hâlâ çözülmeye çalışılıyor: şarj altyapısı. Bugün elektrikli araç sahiplerinin en büyük sorunlarından biri, aracını şarj etmek için kabloyla uğraşmak zorunda kalmaları. Peki, kablosuz şarj teknolojisi bu sorunu ortadan kaldırabilir mi? Ve daha önemlisi, bu teknoloji gerçekten hayatımıza girmeye başladı mı?